Şiir Yarışması Sonuçları - 2026
Bayburt Belediyesi Türk Dünyası Dede Korkut Şiir Yarışması - 2 Sonuçları:
Toplam 1.011 şiir sahibinin katıldığı yarışmada dereceye giren isimler ve eserleri:
Birinci - “Nabzımda Mahşer Sesleri” - Hakan İlhan
İkinci - “Sûfî Sahaf ve Kül Denizi” - Yaşar Bayar
Üçüncü - “Satın Alınan Günah” - Mustafa Erkenekli
Jüri Özel Ödülü - “Sen Qurunun Adamı” - Aysel Safarli
Dereceye giren şairlere ödülleri, Bayburt 30. Uluslararası Dede Korkut Bilim Kültür Spor Şöleni kapsamında, 10 Temmuz Cuma günü saat 20.00’de Bayburt Belediyesi Çoruh Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan şiir gecesinde takdim edilecek.
Yarışmanın koordinatörlüğünü Talat Ülker ve Fatih Dündar üstlenirken, jüri heyetinde şu isimler yer aldı:
- Mehmet Nuri Parmaksız (İLESAM)
- İmdat Avşar (Türk Edebiyatı Dergisi)
- Murat Okutmuş (Bayburt Postası Gazetesi)
- Selami Şimşek (Ay Vakti Dergisi)
- Sündüs Aslan Akça (Kümbet Dergisi)
- Osman Oruç (Bayburt Üniversitesi)
- Sinan Terzi (Söğüt Dergisi)
Derece Alan Şiirler:
ID: 1392 NABZIMDA MAHŞER SESLERİ
I/
Son hazanın serpintisi, gülümde çiy taneleri,
İmamesi kopmuş ömrün, kaybolmuş bir habbesiyim,
Hançer kabzasına gömdüm, önümdeki seneleri.
Nisyan ile mağlup olmuş, bir zaman harabesiyim.
Şah damarımda değirmen, öğütür figanlar beni,
Ellerinde lav taşları, recmeder volkanlar beni.
Kehribar rengi çöllerin, erilmemiş muradıyım,
Kurdum cürüm mizanını, hem mahkumum hem kadıyım.
II/
Hançeremde yuvalanır, içli bir sükut sayhası,
Bilmem ki yaralarımı, bu kaçıncı kez sarışım?
Artık İsrafil bekliyor, hududumun son safhası.
Nabzımda mahşer sesleri, göz yaşımda yakarışım.
Nar selinde halasımı, İbrahim gibi beklerim,
Dirimin Nemrut çağına, bir yudum Kevser isterim.
Uçsuz bucaksız nadasta, mecaz dolu cümlelerim,
Takvimlerin namlusunda, tek tek düştü kalelerim.
III/
Harflerimde kan lekesi, antik şirazem zedeli.
Tennure giymiş sükutum, sema dönerek demlenir,
Araf’ta bir çıkış yolu, iki yanım da perdeli,
Kırk yamalı ahvalimde, divane bir ney mimlenir.
Eskiden muştular gelir, dürr-i yektâya benzerdi.
O çocuksu düşlerimde, tatlı bir tılsım gezerdi.
Suyunu içmiş pınardan, siyah akrepler akıyor,
Şehla gözlü saatlerim, dönüp mazime bakıyor.
IV/
Ay yüzünde puslu maske, suya yakamoz seriyor,
Yılkıya saldım zamanı, anıları hecelerim.
Suda tuzdan gemilerim, ıssız meçhulde eriyor,
Artık uykumla sırdaşım, yıldızlarla gecelerim.
Nefsimin fil ordusuna, taş atıyor ebabiller,
Ruhumun siluetinde, faili meçhul katiller.
Ürkek külüm dökülüyor, kum saatinin nabzına,
Sardım nedamet alını, gözlerimin beyazına.
V/
Sırtımda nasırlı kavga, üstümde basık bir kubbe,
Gamlı baykuşlar uluyor, ıssızlığın pervazında.
Kekik kokulu dağlarım, bir nar-ı figana gebe,
Paslı peykanlar konuşur, gurbetimin ayazında.
Katreler bile yanarmış, baldıran da içilirmiş,
Kötürüm bir zilzal vurdu, enkazlardan çıkılırmış.
Soğuk gölgemin ardından, sürüyorum naaşımı,
Avuçlarımda inşirah, cezbeye döker yaşımı.
VI
Yedi başlı Şahmeran’lar, gezerken malihulyamda;
Ten yorgunu akıbetim, dövülür can dibeğinde,
Kambur bir dağ düğümlenir, ömrümdeki insicamda;
Kim bilir kaç yüzüm gizli, aynaların belleğinde?
Göğe saldığım Anka’lar, yanıp külünden doğmadı,
Şimşek yüklü bulutlarım, dolup da bir gün yağmadı.
Kara toprak pusulanır, maveramın atlasına,
Ve bir Hüdhüd salıyorum, yüreğimin Belkıs’ına.
ID: 905 SÛFÎ SAHAF VE KÜL DENİZİ
/ Ey bir ömrün gizli tarihini bir eyvâh’a sığdıran usta!../
Sahaflar çarşının göğsüne gün vurmadan
Açar köhne kepengi, dış kapıda kör fener
Nasılsa gelir akşam, ayrılmaz başucundan
Silkeler zeyl tozunu; biraz sabır, biraz ter
İçinde gün yorgunu, ud hüznü, arsız nazar
Dönüp baksa ardına, yorgun ten ve intizar
Mecal yitik, zaman dar, geçip gitti seneler
Ne hazin bir tecelli, kimdir, neyin nesidir
Tükenmiş dünden başka geride nesi kaldı
Sevmiş miydi, kim bilir belki bahanesidir
Ferahnâk makâmında, o yanık sesi kaldı
Yurdu meğer gurbetmiş; başucunda asâsı
Her rehninde tahrirler, rahlede elyazması
Bir de dalgın, çekingen ıssız öznesi kaldı
Sîm varak, şemse nakış, kendir ipli şîrâze
Şer'iye, tekin değil; arşiv de solgun keder
Şerh düşmüş vakanüvis, ter içinde endaze
Çekilmiş halvetine suda yanmış semender
Yolu kesmiş ejderha andaçlar hep târumar
Toprağı öpme vakti, dans eder karanlıklar
İrtihal, en uzun leyl; içinde kül ve mahşer
Eskil bir yansımadır, bir sırrı emzirir nem
İhtimal durağında pejmürdelik, müşküller
Kayıp dîvân, risâle; hikmet telîfli şebnem
Katalog, kör bir kuyu; oluş sırrında küller
Ne kamış var ne de ney, masada kırık çini
Kurt kapmış özlemlerin bitmeyen niçinini
Çölün rüzgâr diliyle, arşı sarmış tekvînler
Raflar kaos yorgunu, tozlar düşlere sinmiş
Harfler genzine kaçmış, mûnis lîka divâne
Şerh’lerin kudemâsı, aynaya resmedilmiş
Heybede ayn ve aynâ; yol yorgunu vîrâne
Acz imiş her görülen, taş plak elem olmuş
Eğri kasnak burcunda hâşiyeler savrulmuş
Titrek mum alevine hasret kalmış pervâne
Şimdi her kitap kefen, bir ağır rüzgâr eser
Küf tutmuş münderecât, rutubetli loşlukta
Eksik alaz, parşömen: soy ağacı ve kevser
Belgeler, tezkireler bir evhamdır boşlukta
Can kuşu uçsa ne gam, dalgın aynada esir
Ayrışıp gitti ömür; yine küskün, münkesir
Müphem vadiye doğru, biteviye akmakta
O tenhâ göç evinden ayrılık mukaddermiş
‘Kûn’ emrinden boşalıp sükûna sızdı felek
Başucunda kitâbe: ‘hüvelbâki’ mermermiş
Savrulmuş olağanlar saksıda solmuş çiçek
Vehimler: kanlı kırbaç, artık ‘eyvâh’ saati
Neyzen Sur’a üfledi; emrihak: sefer vakti
Bir muamma îcazdır: yâ hâfız, yâ kebîkeç
ID: 568 SATIN ALINAN GÜNAH
Üzerime Mecnun'un hırkasını giyerek
Kirpiğine yay diye silahlar satın aldım.
Yüreğimin kıblesi kaybolmasın diyerek
Sevda tapınağından ilahlar satın aldım.
İsterse hiç yanmasın semanın meşalesi
Dünyamı aydınlatır gözlerinin şulesi.
Güneşin tan yerinden belirirken halesi
Yüzüne bakacağım sabahlar satın aldım.
Savaşmayı bırakıp alnımdaki yazıyla
El ele yola düştüm gönlümün avazıyla.
Hiçliğe ermek için Pir Sultan'ın sazıyla
Aşk uğruna dönülen semahlar satın aldım.
Suları kurumuştu geçtiğim nehirlerin
İçinde ölü yoktu gördüğüm kabirlerin.
Sevdan için ayrıldım kapısından pirlerin
Efendim olman için dergâhlar satın aldım.
Yüreğin tanışmasın acı, hüzün ve gamla
Dilerim kirpiğinden düşmesin bir tek damla.
Başka şeylerden değil, gözlerinden ilhamla
Beyazı kıskandıran siyahlar satın aldım.
Tam düşmek üzereyken ecel denen vadiye
Yaratan seni verdi bu gönlüme hediye.
Ömrümün son güzünde seni geç gördüm diye
Pişmanlığıma çare eyvahlar satın aldım.
Gözyaşımla yıkayıp bütün esvaplarımı
Sükûtumda sakladım gayri cevaplarımı.
Sudan ucuza verip cümle sevaplarımı
Uğruna işlenecek günahlar satın aldım.
Başarıyla bitirdim sevdanın mektebini
Şunu bil ki bozmadım gönlümün edebini.
Bir gün sorarsın diye aşkımın sebebini
Bir değil bin bir çeşit izahlar satın aldım.
Sevdamdan şüphe duyma, müsterih olsun için
Öldürsen sesim çıkmaz, demem ki; “Neden, niçin?”
Kıyamet kopana dek seni beklemek için
Huşûyla yatacağım berzahlar satın aldım.
ID: 1129 Sen qurunun adamı
Sən qurunun adamı, mən suların qadını,
İslanmış kirpiklərim lövbər salar qoynunda.
Gözlərində hiddətli qasırğalar qopanda,
Daşıyaram yorulmuş sahilləri çiynimdə…
Nəfəsi daralanda suda qəlsəmələrin,
Pulcuğundan ayrılar dərisi həsrətimin.
Limanından uzaqda fırtınadır dənizim,
Suda intihar edər pərisi həsrətimin…
Gördüyün dalğalar da uzanan saçlarımdır,
Barmaqların küsəndə yapış qulaclarından.
Al götür sahilləri uzaqların əlindən,
Bu balıq həsrətimə su ver ovuclarında…
Ya da, qurtarma məni balıqçının torundan…